İç Anadolu Kürtlerinin tarihi – Nuh Ateş

ÖZEL RÖPORTAJ – HACİ GÜNEŞ, DİYARBAKIR

Yaklaşık 300 yıl önce İç Anadolu’ya sürgün edilen veya iskan edilen Kürt aşiretleri, kendi dillerini, kültürlerini ve örf-adetlerini bugüne kadar taşıya bilmiş. İç Anadolu Kürtleri üzerine ciddi çalışmaları olan ve bu konuda kitapları da basılan Yazar-Şair Nuh Ateş, nüfusu bugün 4 ile 5 milyon arasında olduğu tahmin edilen İç Anadolu Kütlerinin, 17. ve 19. yüzyılları arasındaki dönemde iskana tabi tutulduklarını belirtti.

1691’da başlayan ve göçebe aşiretleri yerleşik hale getirmeyi hedefleyen iskan uygulamasında “zor yöntemi” kullanıldığını ifade eden Ateş, “Yani iskan, bir sürgün ve cezalandırma eylemi olarak uygulamaya sokulmuştur. Aşiretleri bölüp parçalamak, birini diğerine kırdırtmak da yöntemler arasındadır. İskan politikasını hayata geçirmek için bu dönemde fermanlar buyurulur, emir ve talimatlar verilir, yönetmelikler çıkarılır. Bu iş için bir iskan Dairesi kurulur, iskan valileri, iskan katipleri ve iskancı başları tayin edilir” dedi. Nuh Ateş sorularımızı cevapladı:

-Kürtler ne zaman ve nasıl İç Anadolu’ya geldi?

-Eldeki mevcut kaynak ve belgeler, Kürtlerin İç Anadolu’ya iskan edildikleri ve bu iskanın 18. Yüzyılın sonlarıyla 19. Yüzyılın ilk yarısında gerçekleştiğini ortaya koyuyor.  Söz konusu iskanın ayrıntılarıyla ilgili yeterli belge bulunmuyor, bunun için de o döneme ait iskan arşivlerinin incelenmesi gerekiyor. Gerek Kürt aşiretlerinin Anadolu’nun iç kesimlerine iskan edildiği, gerekse ondan önceki dönemlerde, Osmanlı İmparatorluğu dağılma sürecini hızla yaşamaktadır. İmparatorluk başta Balkanlar olmak üzere birden fazla cephede, komşularıyla ve bağımsızlık için başkaldıran halklarla savaş halindedir. Bu savaşlarda, kenar bölgelerde toprak kaybeden İmparatorluk, içte de derin ekonomik ve sosyal bunalımlara sahne olmaktadır. Osmanlı yönetimi bu durumda artan mali ve askeri yükü başta Anadolu’nun iç kesimleriyle, Kürdistan’a yüklemeye çalışır.

-Devlet neden aşiretleri iskan etmeye çalışmış ve bu politikayla hangi amaçları gütmüştür?

-Devlet yönetimi, bunalımı atlatmak için göçebe aşiretleri iskana tabi tutmak suretiyle, onlardan yararlanma yoluna başvurmuştur. Yeni istila edilen bölge ve ülkelere Türk ya da İslam dinine mensup toplulukları iskan ettirmek suretiyle, oralarda taban tutmak Osmanlı politikasının önemli bir öğesi olmuştur. Bu ve başka amaçlarla, büyük çaplı iskan hareketleri başlamıştır. Cumhuriyet döneminde de, iskan politikalarına devam edildiği bilinmektedir. 1691’da başlayan ve göçebe aşiretleri yerleşik hale getirmeyi hedefleyen iskan uygulamasında zor yöntemi kullanılmıştır. Yani iskan bir sürgün ve cezalandırma eylemi olarak uygulamaya sokulmuştur. Aşiretleri bölüp parçalamak, birini diğerine kırdırtmak da yöntemler arasındadır. İskan politikasını hayata geçirmek için bu dönemde fermanlar buyurulur, emir ve talimatlar verilir, yönetmelikler çıkarılır. Bu iş için bir İskan Dairesi kurulur, iskan valileri, iskan katipleri ve iskancı başları tayin edilir.

İskan politikalarının ana amaçlarını şöyle sıralayabiliriz: “Göçebe aşiretleri yerleşik hale getirip tarıma yöneltmek, böylelikle tarım ürünlerini ve bu temeldeki vergileri artırmak. Aşiretleri iskan ettirmek suretiyle, onları disiplin etmek ve denetim altına almak ve bu yolla asker devşirmeyi ve vergi toplamayı kolaylaştırmak. Göçebe aşiretlerle yerleşik topluluklar arasında öteden beri var olan, mera ve ekili arazi konularındaki ihtilafları gidermek. Göçebe aşiretleri ihtilaflı sınır bölgelerine, ticaret yollarının geçtiği yerlere iskan ettirmek suretiyle onlardan güvenlik açısından yararlanmak.

-İskan politikalarına karşı herhangi bir başkaldırı veya isyan olmuş mudur?

-17. ve 19.  Yüzyıllar arasındaki dönemde pek çok Kürt, Türk, Arap aşiretleri iskana tabi tutulmuştur. Bugünkü Suriye’nin Rakka şehri olan bölgeye sürgün edilen aşiretler arasında, daha sonra İç Anadolu’ya iskan ettirilen Reşvan ve Canbeg aşiretleri de bulunuyordu. Yaylaklarından ve göçebe yaşamın diğer olanaklarından kopartılan aşiretler sürgün yerlerinden firar ederler. Örneğin 1697 yılında Rakka’dan 15 bin kişi firar etmiş ve bunun üzerine Yusuf Paşa komutasında büyük bir ordu gönderilmiş, aşiret reisleri öldürülmüş, geri kalanlar tekrar sürgüne gönderilmiştir. İskan emirlerine uymayan göçebe aşiretler, silah ve atları ellerinden alınarak, mal varlıklarına el konularak ve savaş bölgelerine gönderilmek suretiyle cezalandırılmıştır.

-İç Anadolu Kürtleri, genel olarak hangi illerde yaşıyor ve ne kadar nüfusa sahiptir?

-İç Anadolu’daki Kürt yerleşim bölgesi, Bölge’nin iç kesimlerinde bulunan, ana hatlarıyla Ankara’nın güneyi ile Konya’nın kuzeyi arasında kalan bölgeye denk düşmektedir. Ankara’ya bağlı Haymana, Polatlı, Bala ve Şereflikoçhisar, Kırşehir’e bağlı Çiçekdağı, Keman ve Boztepe, Konya’ya bağlı Cihanbeyli, Yunak, Çeltik, Sarayönü, Kadınhanı ve Kulu ilçeleriyle bu ilçelere bağlı kasaba ve köylerde yoğun bir Kürt Nüfusu bulunmaktadır. Bu yerleşim birimlerinde Kürtler, yer yer nüfusun yarısından fazlasını teşkil ediyor. İç Anadolu’daki Kürt yerleşim bölgesinin, adı geçen bu yerleşim birimleriyle sınırlı değil.  İç Anadolu Kürtleri bu bölgede, Türklerin aksine ve Anayurtları Kürdistan’da oluğu gibi, hayvancılık uğraşısı ve eski alışkanlıkların gereği olarak, kısmen dağlık ve yüksek yaylalık yöreleri yerleşim alanı olarak seçmişlerdir. İç Anadolu’daki Kürt nüfusu ağırlıklı olarak Ankara, Konya ve Kırşehir’de yoğunlaşmıştır.  Bu şehirlerin dışında da Çorum, Tokat, Yozgat, Amasya, Aksaray, Niğde, Afyon, Eskişehir, Kayseri, Samsun, Sakarya, Nevşehir ve Kırıkkale gibi çoğu İç Anadolu’da bulunan illerde de yer yer yoğun bir Kürt nüfusu Bulunmaktadır. Anadolu’daki Kürt nüfusu 4 ile 5 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. İç Anadolu’nun kırsal Kürt yerleşim birimlerinden, 1960’ten itibaren Ankara, Konya gibi büyük şehirlere, köylerden ilçelere ve yurtdışına göç başladı. Dış göç, iç göçten daha önce ve daha yoğun olarak başlamıştır. 

Çavkanî
Guney Dogu Guncel

About

Bir cevap yazın