Orta Anadolu Kürtleri – Araştırma lll.

(!?) ROHAT ALAKOM kitab'ından alıntılar yapılmış. Kaynak, bazı yerlerde kopyeleme hataları yapmış. Xalîkanla ilgili bölümler daha çok seçildi.

Kürtlerin Orta Anadolu’da özellikle, Konya, Ankara ve Kırşehir yörelerinde yoğun olarak yaşadıkları konusuna daha önce değinmiştik.

ROHAT ALAKOM
Rohat Alakom

Kürtlerin çok eski yıllarda Orta Anadolu’nun başka değişik yörelerinde yaşadıklarını en azından bu yıllarda düzenlenen haritalarda Kürd sözcüğüyle başlayan bazı yerleşim birimlerinin varlığından anlıyoruz. Yöreyi dolaşan bazı gezginlerin düzenledikleri haritalarda işaretlenen bu yörelerin adları Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte daha sonraları değiştirilmiştir.

Bu eski haritalarda Konya’nın Kulu ilçesine bağlı Zincirlikuyu köyünün adı, örneğin Kürdoğlu, Ankara’ya bağlı Akşehir yöresindeki başka bir köyün adı Kürdköyü olarak geçmektedir.

Dahiliye Vekaleti’nin 1933 yılında yayımladığı Köylerimiz adlı kitapta Kürt sözcüğünün içinde geçtiği yüzlerce köy adı bulunmaktadır. Bu köylerin büyük bir kesimi Kürdistan’ın dışında Anadolu’nun diğer bölgelerinde, çoğunlukla Batı’da bulunmaktadırlar, bu nedenle Kürt köyleri olduğu vurgusuna gereksinim duyulmuştur. Dört grup halinde sınıflandırdığımız bu köy adlarına dayanarak eskiden Orta Anadolu’nun değişik yörelerinde Kürtlerin nasıl bir dağılım sergilediklerini rahatça görebiliriz. Bu adlara dayanarak buralarda Kürtlerin yaşadığını veya buralara ilk kez gelenlerin Kürtler olduğunu kestirebiliriz.

I Kürt sözcüğünün tekil biçiminden oluşan köy adları
II Kürt sözcüğüyle birlikte bir isim tamlaması oluşturan adlar
III Kürt sözcüğünün çoğul biçimini alan köyler
IV Kürt sözcüğü vasıtasıyla türetilen başka köy adları.

Bu köy adları diğer yandan, Kürtlerin Anadolu’ya nasıl göç ettikleri veya dağıtıldıkları konusunda dolaylı olarak bize önemli ipuçları sunmaktadırlar. Aşağıda bu köylerden bir kesimi sıralanmakta ve parantez içinde bu köylerden bazılarının hangi kazalara bağlı olduğu gösterilmiştir, karşılarında parantez olmayan köyler o ilin merkezine bağlıdırlar:
I.
Kürt: Kastamonu (Daday)
Kürt: Kastamonu (Inebolu)
Kürt: Kütahya (Uşak)
Kürt: Afyon (Dinar)
Kürt: Ankara (Kızılcıhamam)
Kürt: Bursa (Orhaneli)
Kürt: Konya (Akşehir)
Kürt: Kütahya
Kürt: Denizli (Acıpayam)
Kürt: Çankırı

II
Kürt Aptalar: Malatya (Akçadağ)
Kürt Bahçe: Gaziantep (Islahiye)
Kürt Bakırı: Yozgat (Sorgun)
Kürt Dere: Konya (Karaman)
Kürt Deresi: Aydın (Çine)
Kürt Kazancı: Kocaeli (Adapazarı)
Kürt Kılavuz: Sivas (Zara)
Kürt Köy: Kocaeli (Karamürsel)
Kürt Köyü: Yozgat (Sorgun)
Kürt Mahmutlar: Seyhan (Bahçe)
Kürt Musa: Içel (Tarsus)
Kürt Osman: Gaziantep
Kürt Önürü: Tokat (Zile)
Kürt Pınarı: Tokat
Kürt Şeyh: Sivas (Zara)
Kürt Taciri: Ankara (Polatlı)

III
Kürtler: Amasya (Merzifon)
Kürtler: Afyon
Kürtler: Amasya
Kürtler: Manisa (Gördes)
Kürtler: Eskişehir (Sivrihisar)
Kürtler: Içel (Silifke)
Kürtler: Tokat
Kürtler: Samsun (Bafra)
Kürtler: Çorum (Mecidözü)
Kürtler: Maraş (Andırın)
Kürtler: Amasya

IV
Kürtler Tekkesi: Tokat (Erbaa)
Kürtlü: Samsun (Havza)
Kürtlü: Yozgat (Akdağmadeni)70

Ciddi taramalar sonucunda Kürdistan dışında yaşamış olan Kürtlerin bu yerleşim birimlerini saptamak da olanaklıdır. Yazılı ve sözlü çalışmalar sonucunda yapılacak böyle bir çalışmanın ilginç sonuçlar sergiliyeceği kesindir. Bilim adamları ve araştırmacılar daha ziyade yöre insanların sözlü anlatımlarına dayanarak, Orta Anadolu’daki Kürt köylerinin ne zaman kuruldukları konusunda çalışmalarında bazı kesin tarihler sunmaktadırlar. Bu köylerin büyük bir kesiminin 19. yüzyılda kuruldukları görülmektedir. Kaynaklarda geçen bu tarihler, Kürtlerin Orta Anadolu’ya 19. yüzyılda ayak bastıklarını gösteremez, belki de yeniden-yerleşim olgusunun birer işareti olarak kabul edebiliriz. Göçer ve yarı-göçer Kürt aşiretlerinin sürekli yörede iç göçler sonucunda hareket halinde oldukları tezine dayanarak Kürtlerin

Zincirlikuyu: 1800 (Lundberg & Svanberg)
Dipdere: 1830 (Lundberg & Svanberg)
Kuşça: 1837 (Hütteroth)
Canıma: 1843 (Lundberg & Svanberg)
Burunsuzşerefli: 1844 (Hütteroth)
Tavşançalı: 1845 (Lundberg & Svanberg)
Karagedik: 1846/47 (Hütteroth)
Bulduk: 1853/55 (Hütteroth)
Dondurma: 1858 (Hütteroth)
Tavlıören: 1870 (Lundberg & Svanberg)
Karacadağ: 1870 (Lundberg & Svanberg)
Kırkpınar: 1885 (Lundberg & Svanberg)
Tuzkaya: 1890 (Lundberg & Svanberg)
Kadıoğlu: 1891 (Ruben)
Çöpler: 1900 (Lundberg & Svanberg)
Burunagıl: 1919 (Lundberg & Svanberg)
Acıkuyu: 1920 (Lundberg & Svanberg)
Hisar: 1923 (Lundberg & Svanberg)

Yukarıdaki yerleşim birimlerinin çoğunluğu görüldüğü gibi 19. yüzyılda kurulmuşlardır. Her köyün tarihi bir serüveni bulunmaktadır.

Eğer Orta Anadolu’da tarihi bir gezintiye çıkacak olursak, günümüzde olmasa dahi, en azından tarihsel olarak Kürtlerin Orta Anadolu’da çok geniş bir alana yayıldıkları görülüyor. Kürtlerin nereden ve ne zaman Orta Anadolu’ya geldikleri sorusunun yanıtı, yukarıda değindiğimiz gibi Kürdolojinin cevaplandırması gereken önemli soruların başında gelmektedir. Yukarıda Orta Anadolu yöresinde bulunan Konya, Ankara ve Kırşehir gibi bazı merkezlerdeki Kürtler konusuna kısaca da olsa değinmiştik. Aşağıda ise; alfabetik sıraya göre dizilen diğer önemli yerleşim merkezlerindeki Kürtler hakkında bazı ek bilgiler sunulmaktadır. Amacımız bu sıralama vasıtasıyla Batıya yönelik Kürt göçünün sadece sözsel kaba bir haritasını çizmektir. Bu nedenle Kürt göçünün bu merkezlere yönelik ayrıntılarına inilmemiştir.

ADANA: Adana Kürtlerinin tarihi şimdiye kadar bildiğim kadarıyla incelenmiş değildir. Bu önemli kentte hatırı sayılır bir Kürt kolonisi bulunmaktadır. Daha 18. yüzyıl başlarında Adana’da Kürtlerin var olduğunu görüyoruz: “Hacılar Kürtlerinden Müdderis Kürd Üveys, Rakka’ya, aşiretinin bulunduğu mahalle nakle memur olmuş idi. Adana valisinin arzı ile 1709’da Adana’da ikametine müsaade edildi”.71 Yaklaşık olarak aynı dönemde 1711 yılında Prut yöresinde meydana gelen Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlıların saflarında yer almak üzere Adana Beylerbeyi Kürt Bayramoğlu Mehmed Paşa komutasında askeri birliklerin Istanbul üzerinden savaş bölgesine hareket ettiğini ve savaşta üstün başarılar gösterdiğine tanık olmaktayız.72 Irak Kürtlerinden olan Babanzade Mustafa Zihni Paşa 1909 yılında Adana’da valilik yapmıştır.73 Fransız araştırmacısı V. Cuinet’e göre 19. yüzyılda Adana’da yaşayan Kürtler ve Türkmenlerin sayısı 39.000 civarındadır.74 1955 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre Adana’da Kürtçe konuşan vatandaşların sayısı 6.250 dır. Adana’da yaşayan başlıca Kürt aşiretleri şunlardır: Badıllı Aşireti, Balabanlar Aşireti. Bozan Alamaslısı Aşireti, Cumlu Aşireti, Delikan Aşireti, Düşerli Aşireti, Lekvanik Aşireti, Rudik Aşireti…75 Adana’nın Kozan ilçesinde zorla iskân edilen Kürtlerin çilesi, bu arada Dadaloğlu’nun öfkesinin kabarmasına yol açmıştır:

“Yozgat tarafından da çıktı bir Paşa
Avşar’ınan Kürdü yakdı ateşe
Çadırcı emeğin gitmesin boşa
Beri gel hasmın gör Mecit Paşa”.76

Araştırmacı V. Langlois kaleme aldığı bir incelemede 1852 yılında Osmaniye yöresinde Lek Kürtlerinin 150 çadıra sahip olduğunu belirtir.77

AMASYA: Cengiz Orhonlu bir araştırmasında “Ekrad-ı Lek kazası”n dan söz etmektedir: “18. asır başlarında Bozok, Amasya ve Çorum sancaklarında sakin ve müstakil bir kaza olan Ekrad-ı Lek kazası…”.78 Rışvan aşiretinin Amasya, Sivas ve Konya yöresindeki köylere yerleştirilmesi sıkı denetim altına alınır ve olanaklar elverdiği sürece bu aşiretin dağınık bir şekilde yerleştirilmesine büyük bir önem verilir.79

ÇORUM: Daha önceleri Kastamonu sınırları içinde yer alan, 1900’lerde Çorum’a dahil edilen Iskilip’te birçok Kürdün yaşadığını öne süren Kürt tarihçilerinden Mehmed Emin Zeki Bey, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin babası Muhammed Muhiddin el-Iskilibi’nin buralı olmasını bir kanıt olarak gösterir. Mehmed Emin Zeki Bey, Irak Kürdistanı’nda bulunan Imadiye yöresindeki Kürtlerin eski yıllarda buraya göç ederek, Iskilib’i bir Kürt merkezi haline getirdiklerini sözlerine ekler.80 Çorum’da yaşayan Türkmen ve Kürtlerin toplamı 1831 yılında yapılan bir nüfus sayımında 6.581 kişi olarak tespit edilmiştir.81 Eskilerde Çorum’da Kürtler arasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek için, burada Ekradlık Kadılığı (Kürdler Kadılığı) adı altında ilginç idari bir birimin kurulduğu kaynaklarda bilgi olarak yer almaktadır.82 Çorum’un Bayat ilçesine bağlı Kuruçay köyü, bir Kürt köyü olarak bilinmektedir.

KASTAMONU: Iç Anadolu’dan göç eden bazı Kürtler zamanla Anadolu’nun Kuzeydeki en uç noktalarından birisi olan Kastamonu’nun bazı köylerine yerleşmişlerdir. Mustafa Ekmekçi bir yazısında Kastamonu yöresindeki Kürtler konusunda ilginç bazı açıklamalarda bulunur. Kastamonu’nun Araç ilçesinde bulunan Çay Mahallesi’nin Eriklidere Sokağı denilen yörede yaşayan bazı Kürtlerin varlığından bizi ilk kez haberdar eden Mustafa Ekmekçi’nin yazısı, önemli bir kaynak niteliğini taşıyor. Çok kötü koşullarda yaşayan bu çaresiz Kürtlerin nereden buraya geldiği, yörede etnik bir bilmece olarak kabul edilir. Kendi anlatımlarına göre bu Kürtler Haymana yöresinden buraya göç etmişlerdir. Sayıları bin kadar civarında olan bu insanlar hala dillerini unutmuş değillerdir: “…Ankara’ya dö Kastamonu’nun Araç ilçesinin Çay Mahallesi’nde yaşayan bu Kürtlerin bugün var olup-olmadıklarını bilemiyoruz. Umarım meraklı bir Bîrnebûn okuyucusu aramızdan çıkar da bir gün Kastamonu’ya gider, bu Kürtler hakkında görsel malzemelerle birlikte bizi ayrıntılı olarak bilgilendirmiş olur. Kastamonu’dan söz açılmışken, bu yöreye tek tek sürgün edilen bazı Kürt yurseverleri ve milliyetçilerininin öyküsüne değinmekte yarar var. Çocuklarından bazıları Kürdistan Teali Cemiyeti’nin üyeleri olan Mustafa Zihni Paşa, 19. yüzyılda bir kitap yazdığı için Kastamonu’ya sürgüne gönderilir. Liceli Ahmed Ramiz 1911 yılında, Ekrem Cemil Paşa, Müküslü Hamza 1925 yılında ve Said Nursi 1936 yılında Kastamonu’ya sürgüne gönderilirler. Bunlardan Said Nursi tam yedi yıl burada gözetim altında

SINOP: Kastamonu gibi Türkiye’nin Kuzeyindeki en uç noktalarından bir diğeri olan Sinop bilindiği gibi hapishane ve zindanlarıyla meşhurdur. Sinop’a sürgün edilen Kürtlerin zamanla Boyabat ve Durağan yöresinde bazı Kürt köyleri oluşturdukları görülüyor. Kaynaklar bu Kürtlerden bazılarının Haymana yöresinden buraya geldiğini belirtirler.84 Ayrıca çağımızın başında 1914 yılında Mele Selim öncülüğünde meydana gelen Bitlis Ayaklanması’ndan sonra 150 civarında Kürt değişik merkezlere sürgün edilmiş ve bunlardan bazıları Sinop ve Ankara yöresine gönderilmişlerdir.85 Reşad Ekrem Koçu, Istanbul Tulumbacıları adlı çalışmasında adları bir ölüm olayına karışan üç Kürt hamalın öyküsüne değinir. Bu Kürtler önce idam cezasına çarptırılır, daha sonra 25 yıllık pranga bendliği cezalarını çekmek için Sinop’a gönderilmişlerdir.86

YOZGAT: Kürtler çok eskilerden beri Yozgat’ta yaşamaktadırlar. Çağımızın başında bazı Kürtlerin hükümet güçlerine karşı ayaklandığı görülmüştür. Hükümet güçlerine karşı buradaki 300 civarında Kürdün, Ismail Paşa öncülüğünde ayaklandığına tanık olan Isveçli bir gazeteci, bir savaş muhabiri olarak çatışmaları yerinde izlemiştir. Kaynaklarda kendisinden pek ele alınmayan bu Kürt ayaklanması, Orta Anadolu’da baş gösteren nadir ayaklanmalardan birisi olma özelliği nedeniyle önem taşımaktadır. Ayaklanma Kürtlerin yenilgisiyle son bulur.87 Bu yıllarda Kürt Göçmenlerine Mahsus olarak çıkartılan bir talimatnamenin 12. maddesi Ankara ve Yozgat yöresine sürgün edilen Kürtlere ilişkindir: “…12. Yozgat ve Ankara’ya Kürt reisleriyle, molla ve nüfuz sahibi kişiler ilkin diğer kişilerle birlikte sevkolunacak ve orada bunlar diğer kişilerle ilişkide bulunmayacak şekilde ayrılacak ve hükümet gözetimi altında bulundurulacaktır”.

Çavkanî

Bitlisname.com

 

About

Bir cevap yazın