Xalîkan Aşiretinin Bahsi, ”YETİŞKİNLER ANADİLLERİNİ KORUYOR AMA”

Halit Bey’'in aşireti Halikanlar şimdi Aydın'da

SEDAT ULUGANA – 20 Kasım 2012

Halikanlılar Kuzey kurmancisini konuşan büyük bir Kürt aşiret olmakla birlikte, ses diyalektikleri, kadın-giyim kuşamı ve bazı ananeleri (muhtelif yörelerdeki sakinlerinin sözlü aktarımlarına göre) ve Osmanlı’nın birkaç vergi fermanındaki ibarelere göre Horasan Kürtlüğüne mensupturlar. Günümüzde daha çok Horasan, Adıyaman, Konya dolaylarında ve dil özellikleri bazında Kurmancî‘nin Serhat ağzını konuşan Patnos, Erciş, Ağrı, Doğubayazıt dolaylarında yaşamaktadırlar. Daha çok Batı Kürtlüğü aşireti olarak anılan Halikan aşiretinin Kürtçe’deki karşılıkları yaygın olarak “Xelîkan, ”Xelkî, “Xeloyî“dir. Öyle ki Konya-Ankara arasında “Xelikan” adında iki kasaba bulunmaktadır. Devletin resmiyetinde birine “Gülyazı[1] Gölyazı” öbürüne “Karacadağ” deniliyor. Buralarda yerleşik olan Halikanların, ağız ve anane olarak Adıyaman ve Horasan Halikanlılarına tıpatıp benzediklerini söylemek gerekir. Bu yazıda incelediğimiz Halit Bey’e tabi Halikanlılar, tahmini olarak 1800’lerin sonlarında Kaçar hanlarının baskılarından dolayı, yurtları Horasan’ı bırakarak Celalilerin yaşadığı Serhat boylarına göç etmişlerdir. 

Ağrı isyanı’nın en şiddetli olduğu günlerde, Türk gazetelerine bir manşet düşer: “iran hududundaki Halikanlı Halit ve avenesi hududumuza girerek isyana teşebbüs ettiler.”

Sonraki günlerde bir dizi kışkırtıcı haber devam eder. Örneğin; Cumhuriyet Gazetesi’nin 4 Temmuz 1930 tarihli nüshasında şöyle bir haber geçer; 

"iran'la münasebetimiz gergin"

Vaziyet ehemmiyet kesbediyor. İran; şakilere açıktan açığa yardım ederek silah ve erzak vermektedir. Şaki Halit 100 kadar avenesiyle hudu¬da sokuldu, halkı iğfale çağırıyor, iran aşiretleri hududa çadır kurdular.”

Van 2 (A. A)-(Anadolu Ajansının hususi Muhabirinden)

İran'da hazırlanan ve silahlanan iran aşiretlerinden Helikanlı Halit Ağa 100 kadar avenesiyle hududumuza sokulmuşlar ve Çığlı Köyü etrafına yayılmışlardı. Şakiler köylüleri kendilerine iltihaka çalışmakta, köylüler dağlara firar ve karakollarımıza iltica etmektedirler.”
Aynı gazetenin 13 Temmuz 1930 tarihli nüshasında ise, Halikanlılardan 20 kişinin esir düştüğü yazılıyor:

İran'ın Halikânlı aşiretinden 20 kişi Erciş'te ve 60 kişi Zeylan’da maktuller(esir düşen) arasında olduğu bildiriliyor. Pek çok rüesa ve eşkıya kâmilen imha edilmiş ve tahmine göre çetelerin az efradı iran'a kaçabilmişlerdir.”

Aradan geçen bir ay kadar zamandan sonra şaşırtıcı bir haber manşete düşer; Tarih 18 Ağustos 1930.

Halikanlı Halit Bey ve aşireti, Türkiye’ye iltica ettiler. Aşiret, Erzurum üzerinden Trabzon’a götürülüp oradan gemilere bindirilerek İstanbul’a gönderildi.”

Halikanlılara dair Türk gazetelerinde çıkan kışkırtıcı haberlerden sonra, Halit Bey ile Türk devleti arasında neler yaşandığı hala gizemini korumaktadır. Araştırmacıların pek değinmediği bu suskunluk dönemine ait tek belge, Ağrı isyanı sürecinde hava bombardımanlarına sıkça katılan Tayyare Pilotu Naim Bürküt’ün Almanya’da ortaya çıkan fotoğraf arşivinde yer alan, “Halikanlıların çadırlarına ait uçaktan çekilmiş fotoğraflar”dır.

AŞİRETİN YARISI SITMADAN ÖLÜR

Sonraki yıllarda Trakya’ya sürülen Kürtlerin aktardıklarına göre, Halikanlılar Trakya’ya dağınık şekilde yerleştirilmiş, geçen süre içinde -ki Halikanlılardan sonra Trakya’ya sürülen ilk Kürt kafilesi 1933-34 yılında gitmiştir- Halikanlıların çoğu, bataklıkların dibindeki köylere yerleştirildikleri için yaşamını yitirirler. Geri kalanların talebi üzerine Aşiret daha güneye, Aydın’ın Söke ilçesine gönderilir.

Günümüzde, Aydın’ın Söke ilçesi’nin Sazlı beldesinde (yöre Kürtleri Sazlıköy de der) yaşıyorlar. 2012 yazında Sazlı Beldesi’ne gidip Halikanlılarla konuştum. Beldenin yaşlılarından Ali Rıza Karademir, gelişlerini ve çektikleri sıkıntıları hala unutmamış birkaç yaşlıdan biri: Evvela şarkta isyan oldu. Bizi gemi ile İstanbul’a getirdiler. Oradan Trakya’ya dağıttılar. Susuzluk çekiyorduk. Sonra aramızda sıtma hastalığı görünmeye başladı. Başta kadınlardan ve çocuklardan çok kişi öldü. Bizi 12 köye yerleştirmişlerdi. Sonra devlet bizi Ege’ye gönderdi. Önce yatağan tarafına dağınık bir şekilde yerleştik. Sazlıköy’de muhacirler vardı. Yerlerini bir bir sattılar. Biz aldık. Hep Halikanlılar aldı. Burasını böylece yurt edindik.

YETİŞKİNLER ANADİLLERİNİ KORUYOR AMA…

Sokakta oynayan çocukların aksine, yetişkinler kendi aralarında Kurmanci’nin Konya ağzını konuşuyorlar. Bu da Horasan’dan Serhat’a göç eden bu topluluğun, Kurmancî’nin Serhat ağzını hiç kullanmadıklarını gösteriyor. Kürtlüklerine sahip çıkan Halikan aşiretinin bu kolu, Sazlıköy’de daha çok tarımla uğraşıyor. Son zamanlarda Kürdistan’dan göç eden Kürt ailelerle birlikte beldenin nüfusu her geçen gün çoğalıyor. Aile bağlarının güçlü olduğu beldede özellikle belde içinden evlilikler görülüyor. Buradaki Halikanlılar toplumsal ilişkilerinde çok tutucular.

Ali Rıza Karademir konuya şu yorumu getiriyor: “ilk geldiğimizde, Akbük’ – de Kürtler vardı. Birbirimizin varlığından haberdar olduktan sonra, birbirini ziyaret etmeler sıklaştı. Evlilikler oldu. Son zamanlarda gençler bazen dışarıdan evleniyorlar. Gelenler örf adetlerimizi bilmiyorlar.”

Halikanlı Halit’in aşireti kendi geçmişlerine dair , “şarkta isyan olmuş, biz gelmişiz” cümlesinden öteye gidemiyorlar. Yeni kuşağın ise hiçbir şeyden haberi yok. Asimilasyon bir kez daha, 82 yıl sonra kültürel soykırımın en acı örneklerinden birini gözler önüne sürüyor.

ANF

DÜZELTME, ezkime.com

  1. Gülyazı, Gölyazı olması gerekiyor.

About