ZIVISTAN’LA GELEN BEREKET (2)


BU MAKALE'NIN BİRİNCİ BÖLÜMÜ : ZIVISTAN’LA GELEN BEREKET (1)  <<


Gûcûk, Gûck [:gücük]

Yılın dört mevsimi içinde, Xalikanlı'ların eski inancından gelen, örf, adet ve geleneksel alışkanlıklar da bulunuyor. Bunlardan birisi de gûcûk döneminde bir tutam saç kesme ritüelidir. Araştırmamızın sebebi olan kış mevsimin başlangıcı ve bitiş tarihleri esas alındığında, miladi takvime göre Ocak ayının son gecesi ile Şubat ayının birinci gününün ilk TAN(1) vaktine bağlanan ara / kesik / geçiş / kopuk, gûcûk-un başlangıcı veya etkisi altına girmenin anıdır. Muhtemelen eski bir geleneğin ürünü olarak, Xalîkanlı her kadın, erkek ve çocuk saçından biraz “piçek, biskeksaç keserlermiş. Bu inanca göre, kışın ilk (çalê-pêşî) ve son (çalê-paşî) kırkların geçişi sırasında veya arasında en az bir hafta süreçte, hastalanmamak için, özellikle baş ağrısına, bu ritüelin yapılması gerekiyormuş.

Gücük günleri (ro/j'ên gûcûkê) veya ''hefte-gûcûkê (hefteya gûcûkê)'' gücük-haftası ile ilgili, hafızalarda kalmış en eski birmakevnler şunlardır:

Kurmancî (Xalkî) Kurdî (Kurmancî)
  1. Kênge kûçik xwe avête sîyê, hîngê zivistanê tewa wûye, bharê hatiye. Kengê berfê avête boçika mêyî (hêştira mêhê) qol, hîngê zivistanê tewa na wûye.
  2. Ti navbera duçalan do, jinan ho/ûni dergûşên xwe wûyî, pi dergûşên xwe vo der na kavin dervo. Ê wekî din pi naxwoşî ZEMARÎ bikavin.
  1. Kênge kûçik xwe avête sîyê, hîngê zivistanê dawî bûye, buharê hatiye. Kengê berfê avête boçika mêyîya (hêştira mêhê) qol, hîngê zivistanê dawî na bûye.
  2. Di navbera duçalan de, jinan nû dergûşên xwe bûyîn, bi dergûşên xwe ve der na kevin derve. Yên wekî din bi nexweşî ZEMARÎ bikevin.
  1. Ne zaman it kendini gölgeye atmışsa, o zaman kış bitmiş ve bahar gelmiş. Ne zaman kar, teke devenin kuyruğuna atmışsa, o zaman kış bitmemiş.
  2. İki DUÇAL (iki kırk) arasında, yeni doğmuş bebekler ve anneler dışarıya çıkmazlar. Aksi halde ZEMARÎ hastalığına yakalanırlar / kapılırlar.

Birmakevn .I; boçikkuyruk”, qolkısa, kesilmiş kuyruk” ve gûcûk ise “kopuk, kesik, kısa, kesilmiş; (hêştira mêhê ) teke deve eski kervanlarda özellikle seçilmiş, süslenmiş ve kervanın başını çekmesi için en öne konulan güzel bir dişi deve; kûçik “it”, gölge” ve son olarak kış ve bahar terimlerin üzerinde durulması gerekmektedir. Gûcûk ve Boçik kelimeleri birleştiğinde kuyruğu kesik, kuyruğu kopmuş olan, kısa kesik anlamını ifade ederler. O zamanda bu metinlerdeki qol veya kuyruğu kesik / kısa teke ile ne anlatılmak istediği ortaya çıkmış oluyor. Öyleyse, insanların saçlarından bir tutam kesmeleri ile gücük'un kısa veya kesik olması arasındaki ilişki nasıl açıklanabilinir? Belki bu kavram şöyle tanımlanırsa daha da belirgin hale gelir: kısa / kesik saç, kuyruk, gün, hafta ve ay. Acaba günlerin veya ayın kısa olmasından mı bahsedilmektedir (bkz. february). Diğer bir ilişki ise, kış ile baharın kopması veya bahara doğru sürecin başlamasının işaretleri olarak algılanabilinir. Bu bağlamda, insanoğlu hayvanların davranışlarından esinlenerek, kışın bitmesini hayvanların kendilerini gölgeye atmasıyla emin olmuş oluyorlar. Veyahut, kar yağışının devam edip etmeyeceğini; kar yağışının hayvanın kısa kuyruğuna kadar gelmiş ise, o zamanda bahara daha çok var, sonucunu çıkarmaya çalışılmaktadır.

Birmakevn .II; zamerî(2) hastalığı[i] veya Xalikanlılar bu kavramı Zem/h/eri ( Arapça: zam+harīr ← Farça: zam ← Kurdî: zivis, zimis ← Avesta[ii]: zyam ← ? ) kelimesinden almışlardır (bkz. tablo 2). Öyle ise, Kürdçe'de asıl kelime olan ÇALÎ / ÇİLÎ terim ile aynı manadadır. Kadınlar doğumdan sonra 40 gün içindeki lohusa hastalığına (zamerî) yakalanma riskiyle karşı karşıyadırlar. Geleneksel bilgilere göre, zamerî hastalığı sadece kışın, gücük döneminde ve doğum yapan canlılarda, yorgun, bitkin ve halsiz şeklinde görülürmüş. Diğer mevsimlerde pek söz edilmiyor veya görülmezmiş. Zameri terimin, kış hastalığı olarak geçmesi, algılanması veya adlandırılmaya başlanması da bu sebepten dolayıdır.

Devamı…ZIVISTAN'LA GELEN BEREKET (3) >>


1Bu araştırmada, Xalikan halk takviminin özel günlerinin tarihleri dikkate alınmadığında dolayı, “Ocak ayının son gecesi ile Şubat ayının birinci gününün ilk TAN cümlesi yerine “Şev-a …” kavramı altında da, ele alınabilinir. Örneğin; Şev-a Înê, “Perşembeyi Cuma'ya bağlayan gece” gibi.

2Lohusa-sendromu (Lohusalık, Postpartum-period) ve Xalikanlı'ların, Zameri olarak adlandırdığı hastalık, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) göre, doğum sonrası dönemde (altı hafta), annelerin ve bebeklerin yaşamındaki en kritik ve en çok ihmal edilen aşama olarak tanımlamaktadır; çoğu ölüm, doğum sonrası dönemde meydana gelmektedir. Xalikanlılar, ilk birinci haftayı kritik ve bu süre toplam kırk gün bulduktan sonra bu dönemin aşıldığına inanmaktalar veya tecrübe edinmişler. Xalikanlı'larda sadece, kış mevsiminde görülmesinin nedeni; şayet bu tecrübe asırlar içinde şekilenmiş ise, iklim şartların şimdilerden daha da sert geçtiği ve canlıların içeri de veya kapalı alanlarda kalmalarından dolayı diye açıklanabilinir. Lohusa-sendromu, doğum sonrası “depresyon” ve “psikoz” rahatsızlıklar olarak da tanımlanmaktadır.

KAYNAKLAR

  1. iWHO. "WHO recommendations on postnatal care of the mother and newborn". WHO. Retrieved 22 December 2014.

  1. iiAvestan AΓžaonvamna- H. W. Bailey Cahiers Ferdinand de Saussure, Cahier Dédié à Georges Redard (1987).

About