ZIVISTAN’LA GELEN BEREKET (4)


Kırk – Çal

Kürd ve diğer kültürlerde bazı sayıların özel anlamı, eylemliği söz konusudur. Bu araştırma içinde önem kazanan 4 çar, 4'üncü çarem, çaremîn; 40 çil, çal, çel ve 40'ıncı çalemîn, çelemîn, çilemîn, çilem, çalem (farsça: çehelo/um چهلم ) sayıların neden sık sık kullanıldığı, sorgulanması gerekmektedir. Kırk sayısına yüklenen örnekler çoğaltılabilinir; çilê (çileli, çile çekmek), kara-kış, ocak ayı veya kırklar anlamındaki çilêçil (çilaçila) ve Veyahut Çarşema reş, -sor, -spî ve çalmêr (kırk adam) gibi kavramlar belli bir olaya veya etkinliğin tanımlamasında kullanılan bir kaç tane örnek ve daha fazlası da çoğaltılabilinir. Konumuzla ilgi olduğu için sadece iki kavram üzerinde durulacaktır; araştırmanın ileri ki safhalarda genişletilmesi açısından bu örnekler önemlidir.

Mirin – Ölüm. Çalê Mirîyan ölülerin kırkı; bir kişinin ölümünden sonra yas evinde, gerek duyulmadıkça her şey sessiz ve bekletilmeye alınır. Ölünün kırkı çıkana kadar bir çok şey tersine döner. Ölü sahiplerin giysileri, aynalar, resimler, levhalar veya güzelliği ile dikkat çekecek her şey ''ters-yüz'' (Vajo denir) edilir. Ölünün kırkı çıkarıldıktan sonra, bir yemek töreni (nanê mirîyan) ile bu radikal yasa son verilir ve yaşama yeniden sarılır.

Zayîn – Doğum. Çalê Zîstonî yeni doğum yapmış kadının kırkı; yeni doğum yapmış kadına “zîstonî” adı verilir. Zistoni kırkını çıkarmadığı sürece, sağlıklığı için dışarıyla temas kurması uygun görülmez. Zistoni’nin bir kaç günlük dönemine şîrçê (gebeliğe elverişli, güçlü / yoğun süt) denilmektedir. Ve bu dönemde zistoni'nin eşi, ondan uzak durması gerekmektedir. Doğumun ilk haftasında, zistoni ve yeni doğmuş bebeği “dergûş” kesinlikle yalnız başına bırakılmaz. Bunun belli bir inanca veya mitolojilerden ibaret olduğu izlenimini verse de, gücük (bkz. Birmakevn) ile ilgili metinlerde, bu inancın zemari (çalî) hastalığından kaynaklandığı belirtilmişti. Budan şu sonuç çıkar; Kürdlerin eski medeniyetlerinde, lohusa-sendromu tanımlandığı veya bu hastalık hakkında bilgilerinin olduğunu gösterir.

Anadolu Halk Takviminde Kış Mevsimi

Kürd halk takvimlerin diğer halk takvimlerindeki benzerlik ve farklılıkların gösterilmesi açısında, kısaca Anadolu halk takvimlerin incelemesi gerekmektedir. Anadolu Miladi halk takviminde genellikle, kış mevsimi iki esas bölüme ayrılır. Birincisi Zemheri (Arapça: kara-kış, Erbain: kırk) veya Çile (dert, çile ayı): 21 Aralık ile 30/31 Ocak arasındaki 40 güne Zemheri veya Çile denir. İkinci bölüm ise, Hamsin (Arapça: 50), 31 Ocak ile 21 Mart arasındaki 50 güne hamsin denir.

Zemheri ve Çile kelimeleri her ne kadar, kara-kış ve kışın zorluğundan dolayı ‘‘çile çekmek’’ kış dönemi olarak düşünülmüş ise de, Kürdçe’deki zıvıstan (kış) ve çil (40) terimlerinden alıntısı olduğunu yukarıda belirtilmişti. Örneğin; 40 sayısı inanç bağlamında da, ‘‘çile-î mêrdan’’ (erkeklerin sadece kırk gün su içmeme ve aynı yemek yemesi) ve ‘‘çile-î zenan’’ (kadınların kırk gün oruç tutması) olarak geçmekte veya kullanılmıştır. Kürdçe'ye, çilên / çilêyên mêran, çilên / çilêyên jinan olarak çevrilmesi çoğul eklerin “ên, an” ve izafetlerin dönüşümünü daha iyi görülmesini sağlar.

Celme kesandı, Anadolu'nun bazı bölgelerinde cemre olarak adlandırılır. Kürdistan'da ise bu iki isim yanına, bu araştırmanın şimdiye kadar karşılaştığı iki adlandırma daha, sêl ve heftamal eklenmektedir.

Anadolu halk takvimlerinde, gûcûk kelimesine yüklenen anlam, ‘‘küçük’’ kelimesinin bir sinonimi veya bir ayın (şubat) adı olarak geçmekte olup, ayların veya günlerin küçüklüğü ve büyüklüğü, aksine fazla > az, kısa < uzun terimleri ile belirtilmektedir. Küçük kelimesi, sadece bu konu ile ilgili değil, başka etimolojik çalışmalarda da, temel alınarak kelimenin köküne dair önermeler yapılmaktadır. Örneğin, ‘‘köçek’’ kelimesinin karşılığı veya kökeni olarak Farsça kūçak "küçük, çocuk, uşak, ufaklık" kelimesi verilir ki, bu ihtimal sorunludur. İç Anadolu'da, köçek feminen tavırlar içindeki profesyonel dansçının prototipi olarak tanımlanmaktadır.[i] Küçük kelimesi tek başına bir kök kelime olmasından ziyade, hecelene bilinecek bir terimdir (kü + çü +/ k). Dolaysıyla, köçek(1) → ko + çe +/ k → ko + çek → go (Zazaki: gos) + çêk (Sorani: çak, çek ; Kurmanci: çêk+irin ) → gu + çêk → guh (Kurmanci: kulak) + çê (iyi, güçlü) → guhçê; güçlü kulak, iyi (yaratılmış) kulak, dinleyen veya emirlere karşı gelmeyen gibi terimlerinden türeme ihtimali daha büyüktür. En önemlisi hali hazırda, bu kavram Kürd inançlar içinde belirli makamları üstelenen kişiler için hala kullanılmaktadır.[ii] Anadolu'da başka anlam biçimine dönüştüğü görülmektedir.

Şayet gûcûk gibi kavramlar, dile ve kültüre göre değişebiliyorsa, anlamlaşıyor veya şekilleniyor ise, sinonimleri ve kökenleri araştırılması gerekmektedir. Bu gibi terimler, asırlar içinde başka dillerdeki çağırışımlar veya algılamalar eklenerek, hem anlamda, hem de kullanmada veya tanımlamada şekillendikleri muhtemeldir. Örneğin eski Romalılar şubat 'February' ayına, gûcûk dönemi veya anlamına yakın, kısa ay (yılın diğer aylarına göre 2-3 günü eksik) olarak adlandırmışlar ve temizlik-ayı olarak kabul etmişlerdir. Bu ayda Lupercalia, temizlik ritüeli ve doğurganlık bayramı 15 şubatı, Lupercus tanrısının onuruna adamışlardır. Kürdistan'ın bazı bölge ve inançlarında da bu ayda buna benzer temizlik ritüelleri veya hazırlıkları yapıldığı bilinmektedir. Bir tür baharın, yeni yılın karşılaması olarak görülebilinir. Gûcûk kavramı ile benzerlik göstermektedir.

Türkçe

Arapça

Farsça

Kurdî[iii]

Avesta[iv]

sert kış, soğuk,

zemheri

zimhrir, zamharīr زمهرير

zam, zem زم
(tekil..)

zivis, zimis, zs
(tekil..)

 

kış

shata شتاء

zemestân زمستان
(çoğul..)

zivistan, zimistan, zstạn زستان
(çoğul..)

zyåm
(çoğul..)

erkek dansçı

پسران رقصنده

koçêk, koçak

iyi dinleyeci, dinleyen, güçlü & iyi kulak

guhçê

güçlü/yoğun süt

şîrçê

iyi, güçlü, elverişli, yapıcı, uyan

çê, çêk, çak

küçük, az, kısa, kafi

kūçak

pçûk, biçûk, qiz, kick, biçkołکۆڵ, bûçik ک̧بوو, çûk چـــــــــــووک, giçik ک¬گ, piryâska

kasvika,

kata,

kasişta
 

Tablo 2: Ferhengok – Sözlükcük.

Cemre (الجمرة Jamrah , Camra)

Cemre Kürdlerde celme’dan sonra ikinci bir kesand adlandırmasıdır. Arapça'da cemre kelimesi, çakıl taşı veya küçük taş parçası anlamına gelmektedir. Sünen-i Ebu Davud (817-889) kaynaklarında veya kitaplarında, cemre başlangıçta bir çakıl anlamı ve daha sonra taşların yığınına veya sütüne (direk) uygulanmış / dönüşmüş olarak ele alınır.[v] Bu tanımlama şu soruyu sormamızı gerekli kılmaktadır: eğer Ebu Davud tanımlaması doğru ise, cemre kesand-ı sonradan cemre veya kor-ateş kavramına mı dönüşmüş. Türkçe kaynaklarda, genel kanı cemrenin kor halindeki ateş (veya yanmış kömür parçası), bir hafta arayla üç kez, sırasıyla havaya 19-20 Şubat, suya 26-27 Şubat ve toprağa 5-6 Mart düştüğü ve sıcaklık artışına neden olduğu yönündedir. Her cemrenin düşüşüyle hava sıcaklığı artar, cemrelerin arasında ise sıcaklıkta küçük bir düşüş görülür.[10][vi][vii] Sıcaklık artar ve düşer terimlerin kullanımı meteorolojik ( cemre'nin son haftasının tarihi, meteorologların belirlediği, kışın sonu olan 6 Mart denk gelmesi manidar) değerlerdir. O halde bu önermeden şu sonuç çıkar; A) Cemre kesand-ı meteorolojik verilere sahiptir ve üç hafta esnasındaki ölçüm hesaplamalarından çıkartılabilir. B) Cemre sadece kış mevsimine ait bir hava-process’i ve diğer mevsim iklimlerine bir etkisi olmaz. Kor (türkçe'de, iyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür / odun) kelimesine farklı dillerde yüklenen anlamdır. Kürdçe'de ''kor'' kör, körelemek, soyu bitmek (~bûn), sönük veya sönmüş ateş anlamına geliyor. Celme’nin birmakevn tekstlerinde ''koz'' köz, ateş közü veya ocak anlamındaki KOZÎ ki, hala ısıtma özelliğine sahiptir. Kor-ateş ise, sönmek üzere olan, Kürdlerde ocak veya tandırda soğuduktan sonra, dışarıya kulî (kül) olarak kulîng (kül yığını) üzerine boşaltılır. Bu iki terim, aynı anlamı taşımıyorlar, sadece ateşin başlangıç ve bitiş safhalarındaki, aşamalardan iki tane isimlendirmeleri dir. Bu veriler ve tespitler önemsiz değildir; araştırma bağlamında ele alınırsa, kor ateşin yeniden canlaması, ısıtma şansı çok düşüktür, közün ise yüksektir. Kürdçe (Kurmanci) cemre'nin (kor halideki ateş) sözlük karşılığı; pereng, sotik ve pizot kelimeleridir. Cemre'ye tam karşılık gelen sözcük pizot ve cemre düşmesine ise ''sotikên (prengên) germ ketin'' olarak geçmektedir.[viii] Anadolu'daki cemrenin kor halindeki ateş düşmesi, Kürdler'deki, sıcak taş halinde düşmesi olarak çevrilebilir. Dolaysıyla, cemre yanmış ve hala yanmakta olan kömür parçası, ateş topu veya köz olarak tanımlaması, Kürdçe'de daha iyi anlaşılır hale getirir.

Arap ve Farslara ait kimi kaynaklarda cemre insanların, hayvanları için kış aylarında barınaklarda, mağaralarda, çadırlarda veya dışarıda yakılan üç ateşle açıklanmaya çalışılmaktadır. Bir kaç bölümden oluşan bir mimari içinde, dıştan içe doğru, havalar ısındıkça, bölümlerde yakılan ateşlerin bir hafta arayla söndürülmesi cemre olayı olarak açıklanmaktadır. [ix][x] Veyahut aynı özelliğe sahip; bir kaç çadırın birleştirilmesiyle oluşan bir şehir sistemin dışarıya ile sadece iki kapı ile temas ettiği gibi referansların veya önermelerin, gelecek araştırmaların dışında bırakılması gerekmektedir. Araştırmanın daha çok bilimsel veya dünyaca tanınmış mitolojik veriler üzerine kurulması ve incelenmesi gerekmektedir.

Hewtomal / Heftamal / Heftemal

Kürdçe (Zazakî, Kurmancî) de üçüncü kesand olarak adlandırılmakta ve sırasıyla Hewtomalo / Heftemala Qiz / Kick, Wertî /_ ve Pil, Girs / Mezin büyük olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Celme'nin Kürdlerde üçüncü isimlendirmesidir. Sıralaması (toprak, su, hava) cemre ve celme’ye göre farklıdır.[xi][xii] Yani, yeryüzünden gökyüzüne doğru bir işleyişi vardır. Hewt-o-mal, Heft-a-mal veya Heft-e-mal; hewt / heft yedi demektir. Yedi gün veya hafta (konuşma dilinde izafetler her ikisinde kullanılmama durumu göz önüne alınırsa, hefte-ya-mal, hefte); mal ise ‘‘ev, aile, soy, varlık, meta’’ ve Farsça'daki mâl-i iyelik zamiri olarak da ele alınabilinir. Yalnız, ''mal'' kelimesinin varlık veya meta olarak alınması halinde, bu gibi kavramlar üzerinde daha fazla düşünülmesini zorlamaktadır. Diğer bir veri de, bazı bölgelerde Heftemal sadece KICK ve MEZİN bayramı olarak kullanılmaktadır.

Heftamal’ın düştüğü haftalarda Kürdler üç defa üst-üste her hafta için ayrı ayrı bir kutlamada mı, bulunuyorlarmış? Heftemal, hem bayram hem de kesand olarak mı, farklı bölgelerde tanımlanıyor?

Kurdî (Kurmancî)

Türkçe

Mal

varlık, ev, servet,aile

Heftemal / Heftamal (Hefte +ya Mal)

varlık / ev, aile haftası

Heftê + Mal

yetmiş varlık / ev, aile

Heft + Mal

yedi ev, aile,varlık

Malê mezin

büyük varlık, ev, servet

Mala mezin

büyük ev, aile

Heftêmalê(î) biçûk

yedi varlık küçüğü (ilki)

Heftêmalê(î) hortê(wertî)

yedi varlık ortancısı (ara)

Heftêmalê(î) mezin

yedi varlık büyüğün (son)

Hefteya malê(î) biçûka/n

küçü/klerin/ğün varlık haftası

Hefteya malê(î) hortê/yan

ortancı/sının/ların varlık haftası

Hefteya malê(î) mezina/n

büyü/klerin/ğün/varlık haftası

Tablo 3: Heftemal anlam olasılıkları.


Kürd sosyal yaşamında ve literatürün’de, Qiz / Kick (biçûk), Wertî / Hortê, Navîn ve Pil / Mezin terimleri, kişi veya aile fertlerin arasındaki yaş farkını göstermek amacıyla da kullanılmaktadır. Kürd destan ve masallarında ise daha çok, varlık veya metafizik ile ilgili tanımlamalarında kullanılır. Eğer Heft-ê-Mal-ê Mezin / Hefte-ya-Mal-ê Mezin olarak ele alınırsa, yedi (yetmiş)-büyük-varlık ve büyük-varlığın-haftası anlamına gelmektedir. Ayrıca, izafet karışıklığı, bir çok veriyi değiştirebilir. Örneğin, Heft-ê isim / kesandlarda olduğu gibi, Heft-a/-ê iyelik zamirleri; Mal-a: ev-i / aile-si veya Mal-ê/î ise servete (varlık) olarak ele alınabilinir. Bu konunun irdelenmesi sanıldığından daha karmaşık olabilir. Örneğin, bu durumda, ev ve insan arasındaki ilişki veya varlık ve insan ilişkisi söz konusu olabilir. Kürdçe (Kurmanci) deki ‘‘mala(ê) te na keve’’ ( evin / ailen / mülkün viran olmasın ) yerine evin düşmesin veya varlığın kaybolmasın, devam etsin gibi deyimlerin, Hewtemal ile bir alakası olma durumu, akla gelen soyut şeylerden bir tanesidir. Şayet Heftemal celıme gibi kesand olarak kabul edilirse, Qiz, Wert ve Pil, küçükten büyüye veya Heftamal'ın birinci, ikinci ve üçüncü düşmesi olarak açıklanabilinir. Son olarak, heft+a/o+mal ismindeki, “a/o” harfi; bir izafet, ek mi veya sadece bir telaffuzdan mı ibaret?

Sêl

Kürdçe'de sêl çanak şeklindeki yarım yuvarlak, geniş ve çukur tava (kap, sac) olup demir malzemeden yapılmıştır. Celme, Cemre ve Heftamal’ın Kürd kültüründe dördüncü kesand adlandırılmasıdır. Sêl’in ilk önce toprağa veya havaya, ondan sonra suya düştüğü bilgileri net değildir. Yalnız, aşağıda verilen alıştırma da denemelerinde, sêl’in gökyüzünden yeryüzüne doğru düştüğü ortaya çıkıyor.

Sêl, sözlük anlamı ‘‘sac’’ dışında, kullandıkları durumlar: sêlê sor: ateşten üstü kıpkırmızılaşmış sac, ateş topu haline gelmiş sac. Nanê sêlê; sac ekmeği (yufka ekmek). Sêl’in düşüsü, sêl’de yapılan yufka ekmeğin rıskı mı veya topraktan gelen nimetin, insanoğluna nasıl ulaştığının tasviri mi? Sêlê kozê; sac içindeki ateş-közü / közlü sac; daha çok, tandır ateşinin başka bir yerden başka bir yere taşınması sırasında kullanılan bir kombinasyondur. O zaman, ateş közün gökyüzünden taşınma işine teşhis (kişileştirme) olarak ortaya çıkıyor. Sêla esmanî; gök kubbe; sêl düşmesi ile göğün düşmesi arasındaki bağı bu kavram çevresinde arana bilinir ve önermeler yapılabilinir.
Kürd sözlü tarihinden gelen her kelimenin altında bir konu açılmaktadır. Bunların tümünü bir makalede işlemek mümkün değildir. Dolaysıyla diğer mitolojilerdeki karşılaştırılmasına gidilmiştir. Örneğin, Uranus veya Ouranos, Grek mitolojisinde bir figür ve gökyüzünün kişileştirilmiş bir teşhisidir. Hesiodos'a göre bu sêla-esmanî yeryüzünden (Gaia) o kadar yüksektedir ki Tartaros (yeraltının en derin noktası) onun altındadır. Bronz bir örsün, Outanos’dan yeryüzüne düşmesi için 10 güne ihtiyacı varmış. Avesta inancındaki karşılığı, ''varsta'' (üzerine yağmur yağmış), Ouranos’u yağmurcu yapmış oluyor. Öyleyse Kürdler'deki zamanlamayı esas alırsak, sêl'lerin gökyüzünden, yeryüzüne düşmeleri için 21 gün veya her birine bir haftaya (toplam üç hafta) ihtiyaçı vardır. 

BIHAR MEVSİMİN BAYRAMLARI

Newroz başta olmak üzere, Kürd kültüründe değişik isimler altında bahar ve diğer mevsimlerin bayramları kutlanılmaktadır. Sadece misal temsil etmesi açısında, Xalîkan yöresinde zaman içinde kutlanılmış iki örnekten bahsetmekte yarar vardır.

Gerdenê Şîlanê (yaban gül gerdanı); “şîlan” kuşburnu, “gula şîlanê” yaban gülü, Xalîkan dağlarında bulunan ve halkça sevilen bir ağacın “dara şîlanê”, meyvenin ve gülün adlarıdır. Xalikanlı'lar ilkbaharda gelişini, adına ‘‘rok/ja şîlanê’’ şîlan günü denilen bayramı kutlarlardı. Bu gelenek, yaklaşık olarak 70’li yıllarda son olarak çocuklar tarafından kutlanılmış; ilkbaharda kırlara çıkılır, hep birlikte rengarenk yabani çiçekler ve güller toplanır; şilan'ın ince dalları yaprakları ile birlikte kullanılarak, altından bir gerdan gibi, kız çocuklar boynuna ve erkek çocuklarda altından bir taç gibi, başlarında taşıyarak tabiatta şükranlarını sunarak, ‘‘îdo/cejna şîlanê’’ kutlanır.

Edebi yönü hariç, şîlan (rosehip, rosa-canina), gerdan, taç (halka) terimler neyin sembolü ve Kürdistan'daki Heftemal bayramı ile bir ilişkisi var mıdır? Heftomal bayramı, heftamal kesadı veya kavramından ayrı, bir de Kürdistan'da mart ayında bayram olarak kutlanır. Kadın, erkek, büyük ve küçük o gün banyo yaparlar (serşûştin) ve en güzel giysilerini giyinirler. Tabiatta renkli renkli çiçekler toplarlar ve onlardan şîlan dedikleri büyük bir halka yaparlar ve el ele tutuşarak üç defa şîlan halkasının içinden geçerler. Eski Kürd inancına göre; insanın bütün bedeni ve ruhsal kötülüklerden temizlenir, korunur ve arınırlar. Böylece yeni doğmuş, sağlıklı bir beden, ruhla ile yeni yıla ve ‘‘bhara pîroza kutsal bahara başlamış olacaklar.

Rok/ja Bûka Baranê (yağmur gelinin günü); Nisan yağmurlarıyla başlayan bu etkinlik 70’li yıllarda son olarak devam ettirenler yine daha çok kız ve erkek çocuklar; yağmur altında el ele tutuşulur, çocukların elinde bir çubuk, başına sarılı bir bez; yağmur gelinin saçını sembole eden ”heftreng” yedi renk / gökkuşağı, şarkılar söylenir (o zamanın şartlarında, yumurta, şeker, bulgur ve kuruş demir paraları toplanır) ve evden-eve dolaşılır.

TAKVİM REFORMLARI

Tarihte kullanılan güneş veya ay takvimleri zaman içinde bir çok değişikliklere uğramışlardır. En önemlisi, eldeki takvim veya astronomik yıl ayarını, güneş, yıldızlar veya lunisolar'daki sinodik ay ile senkronize etmek için reformlardan geçilmiştir. Lunisolar takvimi (hicri-rumi), bir çok kültürde hem ayın aşamalarını ve hem de güneş yılının tarihini verir. Dolaysıyla, bu takvim ile ilgili verilerin bu araştırmada sorgulanması veya etkilerinin ne olduğu gibi sorular, daha sonraki araştırmalara bırakılmıştır. Şayet, Kürd güneş veya astronomik takvimi gelecek araştırmalarda on-iki ayı kapsayacak şekilde düzenlenirse, bu gibi verilerin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. En eski medeniyetlerde bu sorunun neden ve nasıl ele alınıp aşıldığı da dikkate alınarak, bu araştırma yapılmalı ve genişletilmelidir.

SONUÇ

Bu araştırmanın sonuçları bir kaç önerme, tespit ve soru altında sıralanabilir. Yukarıda belirtilen kesandların (Celme, Cemre, Heftemal, Sêl) çok eskiye dayandığı ve değişik toplulukların veya kültürleri tesirinde de kalarak şekillendikleri düşünülebilinir. Öyleyse, celme kesand'dına benzeyen, üç farklı isim (Cemre, Sêl ve Heftamal) aynı olayı mı işaret ediyorlar? Veyahut, düştüklerinde sıralamaları gökyüzünden itibaren mi, yoksa yeryüzünden veya altından mı? Önemli bir soru da, neden dört adlandırma kullanılıyor? Ve onlar hangi kültüre, inanç, mitolojiye, felsefeye, millete, uygarlığa veya mantığa göre şekillenmişlerdir? Ayrıca bu kesand'ların, diğer mevsimler üzerindeki tesiri veya devamı söz konusu mu? Veyahut, kesandlar bir yıl içinde, meteorolojik veya mitolojik kesand'ların tek başına meydana gelen prosesler ve tekrar kendi içinde işlemlere mi ayrılıyorlar?

Okumalar esnasında karşılaşılan ilginç verilerden birisi, 10-11. yüzyıllarda yaşamış ünlü astronom ve bilim adamı Abū Rayḥān Muḥammad ibn Aḥmad Al-Bīrūnī (973-1048) dir. Al-Bîrunî, celıme'nin kaynağını ayın menzillerine bağlamıştır. Celıme'yi ele aldığı bir eserinde, Arapların, cemre günlerinde ayın menzilinin (Ay-durakları: astronomi de kullanılan bir terim, ayın durakları ve dereceleri ile ilgili, özellikle Arap alimleri tarafından eski medeniyetlerden etkilenerek işlenmiştir.) bazı yıldızların düştüğüne inanıldığını aktarmıştır.[xiii] Dolaysıyla, celıme veya cemre nedir? sorusu yalnızca bugüne ait değil, eski bir sorudur ve henüz tam olarak da cevaplanmış değildir.

Bunun aksine, celme'nin suya düşmesi esnasındaki buharın yeryüzünde oluşup gökyüzüne çıkması ve yılın daha sonraki devrelerinde yağmur yağdırmak için görevlendirilmiş olan bir kesandla; veya Nisan ayında bilinen Xalîkan bûka-baranê 'nin bir benzeri ve diğer mitolojilerdeki kesand'larla veya Ouranos ve Varsta ile bir ilişki kurulabilinir mi?

Yine, kışın bölümleri değişebiliyorsa, sıralama olarak kışın ilk kırkı birinci bölüm çalêpêşî, ikinci zivistana-romê ve üçüncü bölüm olarak “çalêpaşî” alınırsa şu ihtimaller söz konusudur: 1) İki kırk arasındaki ara veya zivistana-romê gücük'ün kendisidir; 2) Bu değil ise, gûcûk, bütün şubat ayının değil, iki kırk bölümün arasındaki kopukluğu veya kuyruğun kesilmesine temsil eder. Buda bir hafta veya on günlük arada havanın sessiz bir döneme geçildikten sonra yeniden kar yağışı başlayarak teke devenin kuyruğuna kadar yağması anlamına gelir.

Bu verilerin, kadının doğumun 40 günlük süresi ve kışın ilk kırkı ile, ne gibi ilişki olabilir? Veyahut, celıme’nin kışın ikinci bölümü olan çalêpaşî, kırkını çıkartması ile Zistoni'nin kırkını çıkartması arasındaki ortak özellik ne veya teşbihi (benzetme) nedir? Yukarıdaki açıklanmaya çalışılan ''calm'' veya calıme terimin kökenin dört, kırk veya kırkıncı (kırkı) sayıların türevi olma ihtimali var mıdır? Ayrıca, Xalikan'ın “gerdenê şîlanê” ile mesela Koçgiri bölgesindeki Heftemal kutlamaları veya değişik isim altında yapılma nedenleri veya şîlan bayramına benzer, dünyanın başka mitolojilerinde rastlanmakta mıdır?

Derleme yöntemiyle alınan verilerin sesli olarak da arşivlenmesi ve gelecek araştırmacıların fikrine veya hipotezlerine açık olmasına olanak sağlanmalıdır. Bu bağlamda, bu gibi konuların veya araştırmaların sadece bir versiyonuna bağlı kalınmaması ve ayrıca doğrulamasına (tahkik) gidilmemesi gerekmektedir.

Bu araştırmanın yönü çalışmalar esnasında ister istemez bazı konulara veya etimolojik tespitlerin yapılmasını zorunlu kıldı. Bir kaç örnekten oluşan bu veriler, şunu gösteriyor ki, Kürdler bulunduğu çoğrafya da, sadece terimleri almakla kalmamış, bir çok terimleri diğer diller tarafından alınarak, kendi standartlarına ve değerlerine katıkları bu giriş araştırmasında ortaya cıkmış bulunuyor.

Bu makalede çok fazla kavram kullanıldı. Bunun nedenleri şöyle sıralanabilir: 1) Türkçe'deki kelime yetersizliği ve kavramların benzeşmelerin önüne geçmek; 2) Bu konulara ilgi duyan araştırmacı veya derleme yapanlara farklı bir bilgi birikimi sunmak; 3) Bu gibi araştırmaların Kürdçe yapılması, kavramları hem zenginleştirecek hem de dile yeni terimler katacaktır. Örneğin, Kürd diline katılması gereken, kavramlardan birisi de birmakevn terimidir. Bitişik fiil ''bîr + mayîn'' veya kombinasyonu diğer kelimelerle güçlendirilerek, bîrma, bîrmanivîs veya bîrmakevn (eski zamana ait bellek, eski zamana ait belleklerin yazılıya geçişi, çok-çok eski zamana ait bellek veya tecrübe) gibi yeni kavramlar oluşturulamaz mı?

Bu yazının konusu, Xalîkan halk takvimi olmasına rağmen, çalışma esnasında soru işareti bırakan terimlerin araştırılmasına dönüşerek, bir dizi kavramların ortaya çıkarılmasına ve cevaplanmasına vesile olmuştur. Zivistan, Gûcûk, Çal (40), Calm, Hewtomal, Newroz, Gerdenê-Şîlanê, Bûka-Baranê ve benzer kavramlar, Kürd kültüründe birbiri ardından gelmeleri ve bir çok olguyla ilişki halinde olmaları tesadüf değildir. Her dönemin bitişi diğer dönemin başlangıcı halini alarak gelişmektedir.

Bunlar arasındaki bağları bulmak için daha detaylı alan derlemelerine ihtiyaç vardır. Bunlar yapıldığında, bu karmaşık sorularda kendiliğinden cevaplanacaktır. Tıpkı bir Kürd atasözünde ifade edildiği gibi:
Cemre ket darê, bizin rivî korê2.[xiv]
( Cemre ağaca düştü, keçi oğlağa kaçtı. )

BY F.T. XALLKONI


1Köçek veya Zemheri gibi kelimelerin, tekrar dönüşüme uğrayarak ve ikinci bir kelime (heri, hrr ← harīr) ile birleşerek, Kürd diline girmiştir: Kürd dili için de bu gibi terimler, diğer diller için de hem semantik ve hem de kök değişimine uğrayarak, tekrardan Kürd diline yabancı bir kelime olarak girmektedirler.

2Kor, Anadolu Kürdlerin Kurmanci şivesinde oğlak “kar, karik”, karık olarak da okunur.


KAYNAKLAR

  1. i17. YÜZYILDAN TESCİLLİ BİR KÖÇEK: BEHZAT (From Seventeenth Centuries A Registered Köçek: Behzad), Prof. Dr. İ. Hakkı AKSOYAK.

  1. iiEzidiler, Inançları ve Tarihleri – Prof. Dr. Îlhan Kizilhan, 2014.

  1. iiiSorani vocabulary – Fas Harvard (fas.harvard.edu/~iranian/Sorani/sorani_3_vocabulary.pdf).

  1. ivAvesta Reader: Texts, notes, glossary and index Hans Reichelt – 1911 (archive.org/details/39002003156933.med.yale.edu).

  1. vAbū Dāʼūd (1984). Sunan Abu Dawud: Chapters 519-1337. Sh. M. Ashraf. 1204.

  1. viIslam Alemi Tarih, Cografya, Ennografya ve Biyografya Lugati, 5. CILT 1. KISIM, 1977 Istanbul.

  1. viiTürkçe Ana Britannica, Türkiye versiyonu – 1989.

  1. viiiFerheng, Enstîtuya Kurdî Ya Stenbole, 2012.

  1. ixAbu al-Thana' Shihabuldin Mahmoud Al-Husaini Al-Alousi (1802 – 1854). “He was an Iraqi Islamic scholar best known for writing Ruh al-Ma`ani, a tafsir (exegesis) of the Qur'an.”

  1. xEncyclopaedia Iranica – GONĀBĀDI (www.iranicaonline.org).

  1. xiRaa Haqi – Riya Haqi, Erdal Gezik – Huseyin Cakmak, 2010.

  1. xiiSêl, Alevilerin Terk ettiği – Seyfi MUXUND (dersim37-38.org/1-9-mart-orucu-seyfi-muxundi/ ).

  1. xiiiRiza Abdullahî Kazvini 1202-1283, Birûnî 973-1061.

  1. xivBîrnebûn 19, bihar 2003, Miçê Kate – GOTİNÊN MEZİNAN.

About